Günün Adamı Kimin Eseri Türü?
Giriş: Günün Adamı ve Eserinin Türü Konusunu Birlikte Ele Almak
Herkesin içinde bir “Günün Adamı” olma arayışı vardır, değil mi? Ama bu “Günün Adamı” kim? Yani, gerçekten kim? Her gün bir kişi çıkar ve günün adamı olur. Bir bakarsın, bir kahraman, bir bakarsın tam tersi, bir anti-kahraman. Ama esas soru şu: Günün Adamı kimin eseri türü?
Böyle bir yazıyı okurken “Günün adamı mı? Hangi adam?” diye düşünüyor olabilirsiniz. Haklısınız, aslında biraz kafa karıştırıcı bir ifade. Fakat bunun altına yatan derin anlamları bir kenara bırakıp biraz da eğlenelim, çünkü her şeyin olduğu gibi bu yazının da “Günün Adamı” olabilmesi için biraz mizah gerekiyor. Ya da çok! Çünkü, 25 yaşında, İzmir’de yaşayan biri olarak, esprili olmak gene de işin en kolay yanı. Bu yüzden fazla düşünmeye gerek yok, hadi gelin birlikte “Günün Adamı Kimin Eseri Türü?” sorusuna esprili bir şekilde bakalım.
Günün Adamı Kim Olur?
İzmir’de yaşıyorum, yani daha ne olsun? Günün Adamı olma yolu aslında çok basit: Güneşli bir sabah, kalktınız, bir kahve içtiniz ve sonra tüm Instagram takipçilerinize “Bugün benim günüm” diyerek güne başladınız. Arkadaşlarınızın içini ferahlatan, yüzlerini güldüren, bir şekilde hep pozitif kalan ama aslında gece yatağında “Ne yaptım ben ya?” diye düşünen o kişi sizsiniz. Herkesin sahip olmak istediği bir “adam” ama kimse asla olmak istemiyor.
Günün Adamı olmak çok zor bir şey. Çünkü… Hep “O” olmak zorundasınız. Sabah uyanınca, işe giderken, akşam eve dönünce yine o pozitif kişi olmanız gerek. Üzerine bir de insanları güldürme zorunluluğunuz var. Tüm bunlar birleştikçe, bir bakmışsınız ki “Günün Adamı” olmak, bir eserin türüyle karışmış! Ama hangi tür? Eser bir komedi olabilir mi, yoksa dram mı? Her ikisi de… Çünkü insan ne kadar gülerse, aslında o kadar da ağlar.
Türünü Arayan Eser: Komedi ve Dram Arasında
Eserin türünü bulmak, Günün Adamı olmanın en zor kısmı. Çünkü her gün, karakterinizi biraz daha buluyorsunuz ama bazen ne kadar bulsanız da kaybolmuş gibi hissediyorsunuz. İzmir’de arkadaşlarım sürekli “Yine başlıyorsun sen, espri peşinden gidiyorsun” diyorlar. Ben de diyorum ki: “Ben de bir günün adamıyım, komedim bitti ama dramım başlıyor, gülecek bir şey kalmadı.”
Böyle anlarda işte, bir iç sesim devreye giriyor. “Bir şeyler yaz, bak her şeyin başı yazı. Eğer doğru yazarsan, Günün Adamı olmanın altından kalkabilirsin.”
O an, kafamda bir soru beliriyor: Günün Adamı kimin eseri türü? Durum biraz kafamı karıştırıyor ama sonra iç sesim şöyle devam ediyor: “Bunu yaz, sonra herkes sana ‘Günün Adamı’ diyecek, anında popülerleşeceksin.”
İç Sesin Komik Bir Yansıması: Günün Adamı ve Sosyal Medya
Hayatımda en komik anlardan biri şudur: Arkadaşlarımın bana gönderdiği bir mesajla sabah uyandım. “Aşkım, bugün Günün Adamı oldun, Instagram’da biraz daha konuşmalısın, yoksa sonradan bak, sadece altına ‘Günün adamı’ yazan bir post var, seni takan kimse kalmaz.”
Durum öyle bir hal alıyor ki, bir anda gündemde olmak için sürekli sosyal medyada aktif kalmak zorunda hissediyorsunuz. Fakat… Gerçekten “Günün Adamı” olmak demek, sadece sosyal medyada şov yapmak değil. Güne başlarken, uyandığınızda bir kahve içip her şeyi önceden planladığınız gibi gülerek yapmak; ama öğleden sonra eski bir arkadaşınızla görüşünce, biraz da içten içe kasvetli bir şekilde, o eski dostun yanında kendinize yakın hissetmek.
Yani sosyal medya ile gerçek hayat arasında ince bir çizgi var. Kafamızda yer alan o “Günün Adamı” fikri, aslında sosyal medyada paylaştığımız tek bir fotoğrafla yıkılabilir. İronik değil mi?
Günün Adamı Olmanın Çıkmazları: Bir Kafada İki Farklı Karakter
Bazen kendimi o kadar çok düşünüyorum ki, gerçekten kafam karışıyor. Biri komik biri ciddi bir karakter taşıyorum. Ama hangisi daha güçlü? Hangi kimlik “Günün Adamı” olmaya daha yakın? Eğer komik olanı seçersem, o zaman dramda kaybolan biriyim. Eğer ciddi olanı seçersem, esprili halimle kaybolurum. Bazen ise, “Yahu kimse benden espri beklemiyor!” diyerek iç sesimle dalga geçerim.
Bunun bir anlamı var mı? Tabii var! Çünkü bir insanın ‘Günün Adamı’ olma süreci, esprilerin arasında ciddi anlar bulundurmayı gerektiriyor. Sonuçta hayatın her iki yönü de birbirine bağlı. “Günün Adamı” olmak, bazen şaka yapmayı, bazen de düşündürmeyi gerektiriyor. İnsanların hep iyi bir şeyler beklediği zamanlar, asıl meseleye çok yaklaşmak gerek.
“Günün Adamı” ve Eserin Türü: Hangi Tür?
Günün Adamı olmanın türü aslında oldukça belirsiz. Çünkü bir gün komedi, diğer gün dram olabilir. Eğer 25 yaşında bir gençseniz, her gün yeni bir türde eser vermek zorundasınız. Günün Adamı, bazen komik, bazen anlamlı bir drama dönüşebiliyor.
Benim için günün adamı olmak, sadece “komedi” değil, aynı zamanda “günlük dram” da taşır. Sabah kahvemi içerken, akşam eve döndüğümde sosyal medyada harika bir post paylaşabilirim ama gece yatağımda, günün sonunda “Ne yaptım ben ya?” diye düşünüyorum. Yani, bir türde sabah güne başlamak, başka bir türde bitmek demek.
Sonuç: Günün Adamı ve Türler Arası Geçiş
Sonuçta, Günün Adamı kimdir sorusu gerçekten çok zor bir soru. Hangi eserin türünde olduğunu bulmak da öyle. Ama şunu biliyorum ki, bir şekilde hem komedi hem dramı birleştirdiğinizde, aslında ne kadar insan olduğumuzu ve ne kadar çelişkili bir varlık olduğumuzu gösteriyorsunuz. Yani bir yandan gülüp bir yandan düşündüren bir “Günün Adamı” oluyorsunuz.
İzmir’den günün adamı olmak, en başta biraz kafa karıştırıcı olsa da, sonunda sizin bile bir türünü bulamamanızı sağlıyor. Eserin türü, bir gün komedi, bir gün dram, belki de bir gün başka bir şey olur. Önemli olan, her anını yaşamak ve insanları güldürürken düşündürebilmek!