İçeriğe geç

Sübüra nedir ?

Sübüra Nedir? Bir Genç Kızın İçsel Yolculuğu

Kayseri’nin akşamları, şehrin taşlı yollarında ve insanların yüzlerinde saklı bir huzur barındırır. Hava serindir, ama insanın içini ısıtan bir soğukluk vardır. Bazen bir kaybolmuşluğun içinde bulduğum güven gibi, bazen de duygularımı tam anlatamayan bir boşluk gibi… İşte o akşam, Sübüra’yı ilk kez öğrendiğimde, o boşlukları daha derin hissettim.

Bir Kitapla Başlayan Yolculuk

O gün bir arkadaşım bana eski bir kitap hediye etti. “İçindeki hikaye seni değiştirecek” demişti, gözlerinde öyle bir bakış vardı ki, bu sözü ciddiye almadım değil. Kitap, Roma’da bulunan eski bir yapının adını taşıyordu: Sübüra. Önce ne olduğunu anlamadım, ama okumaya başladıkça, her satırda içimde yeni bir şey canlanıyordu. Sübüra, Roma’daki o meşhur mahalleydi, zamanın yıkıntılarıyla yoğrulmuş, ama aynı zamanda içindeki hayatla büyüleyici bir yerdi. Bir yanda tarihi kalıntılar, diğer yanda sıradan insanların yaşamı… Her şey birbiriyle iç içe geçmişti. Sübüra, yalnızca bir semt değil, adeta geçmişin ruhuydu.

Bunu okurken birden, Kayseri’nin dar sokakları aklıma geldi. Arnavut kaldırımları, eski taş evler, her köşe başında bir hatıra… İnsanlar nasıl da birbirine benzerdi. Kayseri’deki mahallemin Sübüra’daki gibi karmaşık, hem yıkık hem de canlı bir yapıya sahip olduğunu fark ettim. Sanki her duvarın ardında bir sır, her insanın içinde bir dünya vardı.

Sübüra ve Ben

Bir sabah, kitabı bitirdikten sonra, Kayseri’nin sokaklarında yürürken bir duyguyu içimde hissettim. Aniden, içimde bir kırılma oldu. O kitapta, Roma’nın o karışık dünyasında insanlar ne kadar birbirine yakınsa, ben de Kayseri’nin içinde o kadar yalnız hissediyordum. Yaşadığım şehirde, tanıdık yüzlerin arasında kaybolmuş, herkesin birbiriyle ilgilendiği, ama kimsenin kimseyle tam anlamıyla bağ kurmadığı bir boşluk vardı. Sübüra’daki o dar sokaklar, bana Kayseri’nin sokaklarını hatırlatmıştı. İkisi de dar, her biri aynı zamanda içsel bir keşif gibi… Ama bir fark vardı: Kayseri’de kendimi kaybolmuş hissediyordum.

Akşamları yürüyüş yaparken, kaybolduğum her adımda daha çok hissediyordum bu boşluğu. Sübüra’daki karmaşa, bana yalnızca kaybolmuş gibi değil, aynı zamanda bir şeyleri keşfetmiş gibi de hissettiriyordu. O keşifler… Kim bilir, belki de Sübüra gibi bir yerde yaşasam, kim bilir belki de o dar sokaklarda kaybolmak, sonunda beni özgürleştirirdi.

Bir akşam, sevdiğim kafede otururken, garsonun gözlerindeki yabancılık beni bir kez daha sarmıştı. Çevremdeki herkesin bir amaç uğruna koştuğunu, bir yerlere gitmek için hep telaşla hareket ettiğini gördüm. Ama herkes, kendi iç yolculuğunda kaybolmuş gibiydi. Bu bana, Sübüra’daki insanları hatırlattı. O mahallede yaşayanlar, yıkık dökük duvarların arasında kaybolmuş bir hayatı yaşarken, belki de daha derin bir huzuru arıyorlardı. Ama ben, Kayseri’de bu huzuru bulamıyordum. Huzuru, birine ya da bir şeye bağlamak istiyordum, ama bulamıyordum.

Bir Yıkıntı, Bir Başlangıç

Bir gün, Kayseri’nin eski mahallesinde yürürken, aniden bir duvarın önünde durdum. O duvar, Sübüra’daki o eski taş evler gibi, yıkılmıştı. Bir zamanlar içinde hayat varmış gibi, şimdilerde yalnızca terkedilmişlik ve hayaletler vardı. O an, kendi içimde bir kırılma daha oldu. İçimden geçenleri sorgulamaya başladım. Acaba, ben de kendi hayatımı bu şekilde terk mi ediyorum? Kayseri’nin bu dar sokaklarında yürürken, o kadar çok şey kaçırıyor olamaz mıydım? O an, Sübüra’daki gibi karışık bir duygunun içine düştüm. Her şeyin yıkılmasına ve yeniden inşa edilmesine dair bir umut vardı içimde.

Ve belki de asıl anlam, kaybolduğum her sokakta, kaybolduğum her anı, kendimi yeniden keşfetme fırsatı olarak görmekti. Sübüra’da olduğu gibi, her kayboluş bir başlangıçtır. Her yıkım, bir yeniden doğuşu getirir. O dar sokaklarda kaybolmak, belki de özgürlüğü bulmama yardımcı olacaktı.

Sübüra: Yıkılmak ve Yeniden Doğmak

Şu an Kayseri’de bir akşam yürüyüşü yaparken, hala içimde o kırılmalar ve keşifler var. Sübüra gibi, Kayseri’de de yıkılacak çok şey var. Ama belki de bu yıkılmalar, kayboluşlar aslında büyümemin ve gelişmemin başlangıcıdır. İçimde bir yerlerde, Sübüra’daki ruhu hissediyorum. Ve belki de kaybolduğum her anı, bir adım daha ileri gitmek, kendimi daha iyi anlamak için bir fırsat olarak kabul etmeliyim.

Sübüra nedir? Bazen kaybolduğum her anı, her duvarın ardında gizli bir dünya gibi, bir keşif olarak görmek, belki de hayatın gerçekte ne olduğunu anlamam için en doğru yol.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
grand opera bet güncel giriş